Barry Levinson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barry Levinson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2014 Cumartesi

Günaydın Vietnam

   Cronaue, ordu tarafından sabahın erken saatlerinde yayınlanan bir radyo şovu için getirtilir. Cronauer, önceki ciddi ve sıkıcı hava dalgalarını, mizah ve hippi nağmeleriyle dolu yaylım ateşiyle yok eder. askerler tarafından çok sevilir, ancak üst yönetim içinde öfke uyandırır…

Saygılarımla
Eray Eliçora


7 Şubat 2014 Cuma

Kardeş Gibiydiler

   1960′ lar da Hell’s Kitchen’da büyüyen Shakes, Michael, John ve Tommy adındaki 4 çocuk, eşek şakası yaparken yaşlı bir adamın yaralanmasına neden olurlar. New York’taki Wilkenson Center’da 1 yıla yakın hapsolan 4 arkadaş, buradaki gardiyanların kötü muamelesine maruz kalır. Burada dayak yiyen, onurları zedelenen ve cinsel istismara uğrayan bu 4 arkadaş 13 yıl aradan sonra, Wilkenson Center ve gardiyanlarından intikam alma fırsatını yakalar…

Saygılarımla
Eray Eliçora


6 Şubat 2014 Perşembe

Haydut

   Hapishane kaçkını Joe ve hastalık hastası arkadaşı Terry, banka memurunu geceden rehin alıp ertesi sabah ona işine kadar eşlik etmek suretiyle ilginç bir soygun tekniği geliştirmiştir. Medya onların üzerine odaklanır ve marifetlerini de bir parça abartır, ancak iki ahbapçavuşun tek derdi yeterli miktarda parayı toparlayıp Meksika’ya kaçmak, burada özgür ve yasalara saygılı bir hayat sürmektir…

   Fakat Kate Wheeler adlı bir ev kadınının arabasıyla Terry’e çarpması, planları değiştirir. Rehin almak zorunda kaldıkları bu kadın, zamanla ikilinin suç dolu serüvenine ortak olur. Kate, bir anlamda aradığı değişikliği bulmuş ve monoton hayatından kurtulmuştur bu sayede. Hem haydutlar ona, hem de o haydutlara aşık olmuştur – evet, her ikisine birden… Çünkü ancak birbirlerini tamamladıklarında ideal bir sevgili etmektedir Joe ve Terry…

Saygılarımla
Eray Eliçora


5 Şubat 2014 Çarşamba

Tam Olarak Ne Oldu?

   İkinci derecede önemli bir yapımcı olan Ben müthiş ikna kabiliyeti ve pazarlık gücü ile herkesin sevdiği, katalizör işlevli bir yapımcıdır. İkinci evliliği de fiyasko ile neticelenmek üzeredir. Üstelik aklından silemediği karısı Kelly’nin antipatik senaryo yazarı Scott ile gizli bir aşk yaşadığını öğrenmiştir…
Sean Penn’in kendini oynadığı filmde, Ben, egzantrik bir yönetmene tamamladığı filmin sonunu değiştirmesi gerektiğini anlatmaya çalışmaktadır. Zira amiri filmin gişe başarısını sağlama almak için bunu emretmeştir. Diğer taraftan, yeni bir filmin kontratlı aktörü (yine kendini oynayan Bruce Willis) çekim günü sete müthiş çirkin bir sakalla gelmiştir. Emprezaryosu Bruce Willis’e sakalını kesmesini, aksi takdirde yapımcıların korkunç bir tazminat davasına hazırlandıklarını söylemekten çekinmektedir…

   Barry Levinson, mükemmel bir sinematografi eşliğinde, elindeki sürpriz dolu senaryoyu işliyor. Dev oyunculardan oluşan oyuncu kadrosu kendisine destek veriyorlar. Çoğu kendi rollerini oynayan, yakından bildikleri bir şekilde canlandıran oyuncuların içinde, Robert de Niro sivriliyor…

Saygılarımla
Eray Eliçora


4 Şubat 2014 Salı

Yağmur Adam

   Los Angeles’ta maddiyata dayalı bir hayat süren fırlama Charlie, yıllardır uzak kaldığı babasının ölümü üzerine 3 milyon dolarlık mirastan yararlanacağını düşünerek hayaller kurar. Oysa kendisine sadece 1949 model bir Buick bırakan babası, servetin tamamını Charlie’nin daha önce varlığından haberdar olmadığı ağabeyi Raymond’a bırakmıştır. Önemli bir ayrıntı ise, Raymond’un bakıma muhtaç, otistik bir dahi olmasıdır!.
Maddiyatçı Charlie mirasın en azından bir kısmından vazgeçmek niyetinde değildir. Bunun için Raymond’u kaldığı klinikten kaçırıp ülke çapında bir seyahate çıkarır. Yol boyunca ağabeyinin yaşamı zorlaştıran alışkanlıklarıyla çileden çıksa da otistik adamın matematik ve hafızalama konusundaki insanüstü yeteneği karşısında bol bol hayrete düşer. Nihayetinde Las Vegas’taki kumarhanelerde bu az bulunan kabiliyetten yararlanarak hile yapmaya bile çalışır. Yol boyunca Charlie, sadece Raymond’u değil, geçmişinin bir parçasını ve belki de kendini keşfetme fırsatı da bulacaktır…

   Dört adet Oscar heykelciği yönetmen Barry Levinson’a, senarist Ronald Bass’a, başroldeki Dustin Hoffman’a ve elbette Yağmur Adam filminin kendisine layık görülmüştü. On yılın en sevilen filmlerinden biri için sinemaseverler 1988′e dek beklemek zorunda kalmışlardı…

Saygılarımla
Eray Eliçora


3 Şubat 2014 Pazartesi

Doktor Ölüm

   Yaşama özgürlüğü kadar ölümün de kişisel bir hak olduğunu sorgulayan ve doktor Jack Kevorkian aracılığıyla sizi de bu sorguda ikilemde bırakan, bunu yaparken de sağlam diyaloglarıyla sizi sarsan bir film herşeyden önce.Al Pacino tarzından biraz farklı bir role bürünse de tek başına filmi alıp götürmeyi başarmış, devleşmiş…

Saygılarımla
Eray Eliçora


2 Şubat 2014 Pazar

Başkanın Adamları

   Beyaz saray, skandallar ve savaş üzerine cesur bir film. Seçimlere iki haftadan az bir süre kala patlak veren skandal, başkanın yeni dönem için seçilmesini tehdit eder niteliktedir. Olayın boyutları genişleyip önlenemez bir hale gelmeden önce, siyaseti, basını ve en önemlisi Amerikan halkını idare etmek konusunda olağanüstü yeteneği olan Conrad Brean adlı uzman Beyaz Saray’a davet edilir…
İlk strateji medyanın dikkatini savaş gibi çok daha önemli bir olaya yönlendirmektir. Stanley Motss adlı bir Hollywood yapımcısının ve ekibinin yardımıyla Brean tüm Dünya’yı ilgilendiren krizi yönetmek için bir beyin takımı kurar…

   Algının manipülasyonunda medyanın işlevine dair izlediğim ilk filmdi.Şimdi artık sosyal medya da işin içine girdiğinden garipsemiyoruz dezenformasyon, manipülasyon, asparagası.O zamanlar ayıptı...

Saygılarımla
Eray Eliçora


31 Ocak 2014 Cuma

"Küre" İle "Barry Levinson" Sinemasına Giriş

   Bir grup bilim adamının Pasifik Okyanusu derinliklerinde keşfedilen batık bir gemi üzerinde yaptıkları araştırmanın öyküsü. Okyanusun 1000 feet derinindeki bu gemide araştırmacılar büyük bir küreyle karşılaşırlar. Amerikan ordusu bunu bir U.F.O olarak nitelendirir. Araştırma ekibi kürenin içinde ”Amerika – 2048” yazılı bir bilgisayar klavyesi bulurlar. Kürenin zamanlar arasında yolculuk yaptığına ve kara delikten geçmiş olduğuna inanmaya başlarlar. Deniz altında, tam anlamıyla dünyadan izole, klostrofobik bir ortamda, üçyüz yıllık olduğu tahmin edilen bu geminin sırlarını ortaya çıkartmaya çalışan ekip, burada kendi paranoyalarıyla karşı karşıya kalır…

Saygılarımla
Eray Eliçora