Bernardo Bertolucci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bernardo Bertolucci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2014 Cumartesi

Paris'de Son Tango

   Jeanne, evlilik hazırlıklarını sürdürürken bir yandan da evlenince oturmak için bir ev aramaktadır. Bir gün çok beğendiği bir evi gezerken çok ilginç ve garip bir adamla tanışır. Paul, kendinden yaşça büyük ve tanıdığı bütün erkeklerden farklı bir adamdır. Aralarındaki çekime karşı koyamaz ve birlikte olurlar. Uzunca bir süre sadece birlikte olabilmek için bu evin çatısı altında buluşacak ama birbirlerinin dışarıdaki hayatlarına dair hiçbir soru sormayacak ve hiçbir şey bilmeyeceklerdir. Bu, Paul’ün ilişkilerinin devam edebilmesi için koymuş olduğu bir şarttır. Paul’ün karamsar ruhuna karşılık Jeanne’in capcanlı gençliği, koydukları bu sert kurallara dayanamayacaktır…

   İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci’nin kült film statüsüne yükselmiş ve Marlon Brando’nun inanılmaz bir performans sergilediği Paris’te Son Tango, gösterildiği dönemde oldukça ses getirmiş ve pek çok ödül almış bir film…

Saygılarımla
Eray Eliçora


13 Şubat 2014 Perşembe

Son İmparator

   Çin’in son imparatoru Pu Yi’nin dramatik hikayesini anlatan Bernardo Bertolucci imzalı bir film. Yasak Şehir’de doğan küçük Pu Yi birdenbire kendisini çocuk yaşta imparator olarak buluyor. İngiliz bir hoca onu batı medeniyeti hakkında fikirler veriyor. Pu Yi büyüdükçe iyi bir imparator ama aynı zamanda çocukluğunu ve gençliğini doğru düzgün yaşayamamış biri oluyor…

   Film, 1988 yılında tam 8 Oscar kazanmıştı…

Saygılarımla
Eray Eliçora


12 Şubat 2014 Çarşamba

Küçük Buda

   İtalyan sinemasının yaşayan en büyük yönetmeni olan Bernardo Bertolucci’nin birçok eleştirmence beğenilmeyen filmi. Lama Norbu, Budistlerin ruhani liderlerinin ölmesi üzerine, reenkarnasyon sonucu Buddha’nın ruhunun bir çocuğa geçeceğini düşünür. Hindistan’dan bir kız çocuğu, Seattle’dan Amerikalı küçük Jesseve Katmandu’dan bir çocuğu alıp kutsal Butan şehrine giderler. Burada gerçek Küçük Buddha’nın kim olduğu anlaşılacaktır..

   Küçük Buda’da yönetmenin batı kültüründen uzaklaşıp doğu kültürüne yöneldiği üçlemesinin ikinci filmidir. Diğer iki filme göre (Çölde Çay ve Son İmparator) daha az iyi eleştiri alan Küçük Buda hem reankarnasyon öyküsüdür hem de bir Siddhartha yani Buda öyküsüdür…

Saygılarımla
Eray Eliçora


11 Şubat 2014 Salı

Teslimiyet

   Shandurai öğretmen olan kocasının politik sebepler yüzünden hapse atılması sebebiyle Afrika'daki ülkesinden kaçarak göçmen olarak Roma’ya yerleşmiştir. Bir taraftan tıp alanında eğitim alırken diğer yandan da besteci ve piyanist olan Mr. Kinky’nin evinde temizlikçi olarak çalışmaktadır. Günler geçtikçe Mr. Kinky, Shandurai’ye ilgi duymaya başlar…

   Sonunda birgün Mr.Kinky tüm sevgisini Shandurai’ye açıklar ve onun sevgisini kazanmak için ne isterse yapacağını söyler. Shandurai’de ondan kocasını kurtarmasını ister. Bunun üzerine Mr. Kinky, genç kadının kocasını kurtarmak için tüm varlığını satmaya başlar. Bundan çok etkilenen Shandurai, iki erkek arasında kalmıştır…

Saygılarımla
Eray Eliçora


10 Şubat 2014 Pazartesi

Konformist

   Mussolini’nin faşist hükümetini sorgusuz sualsiz kabullenen Marcello gizli polis teşkilatına katılır ve yeni bir eşide kapsayan yeni bir yaşama başlar. Ama çıktıkları balayının gizli bir amacı vardır. Antifaşist hareketin öncülerinden yaşlı bir profesörü öldürecektir. Ancak Marcello bastırılmış çocukluk anılarının da etkisiyle görevinin meşruluğundan kuşku duymaya başlar…
1930′lu ve 1940′lı yıllarda Mussolini döneminde ve biraz sonrasında geçen film, genç bir adamın kişiliğinde İtalyan burjuvazisinin faşizme gönüllü kucak açışını ele alır, faşist ideolojinin sosyo-psikolojik kökenlerini irdeler. Toplumsal histeriye uyarak yeni düzene hiç sorgulamadan boyun eğip uyum sağlayan bu zayıf iradeli ‘konformist’ genç, bir yandan geçmişiyle hesaplaşırken, diğer yandan da yabancı bir ülkede devleti adına tetikçiliğe soyunacaktır. “Konformist”, kısa cümlelerle tanımlamak gerekirse, faşist dönemde bir genç adam için yazılmış ‘yükselmenin el kitabı’ veya faşist işbirlikçiler aleyhine bir iddianamedir…

   Filmin ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nde yapıldı. Aynı yıl Türkiye’de de gösterilmesi plânlanan film, gösterime girmeden hemen önce sansüre takılan “Konformist”, Nisan 1989′da 8. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında gösterildi…

*Not:Fransızca conformiste’ten köken almış “Konformist” sözcüğü “sorgulamadan itaat eden”, ‘boyun eğen”, “intibak eden”, “uyum sağlamış” anlamlarına gelir. Bu sözcük sıklıkla ve hatalı olarak comfort (rahatlık) sözcüğünden köken almış olduğu zannedilerek “konforu seven”, “rahatına düşkün” anlamlarına gelen bir sıfatmış gibi değerlendirilmekte ve gündelik hayatta bu yanlış biçimiyle kullanılmaktadır…

Saygılarımla
Eray Eliçora


9 Şubat 2014 Pazar

"Düşler,Tutkular Ve Suçlar" İle "Bernardo Bertolucci" Sinemasına Giriş

   Öğrencilerin sesini yükseltmeye başladığı, o ünlü 68 Baharı’ndayız. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, bohem aileleri tatilde olduğu için Paris’te yalnız kalmışlardır. Matthew isimli Amerikalı bir öğrenciyi evlerine davet ederler. Üçünün de ortak özelliği ise filmlere olan düşkünlükleridir. Zamanla, konukla aralarındaki ilişki tutkularının peşinden cinselliği tüm yönleriyle keşfedecekleri arzu dolu bir oyuna dönüşür.Dışarıda ise devrim sesini çoktan yükseltmeye başlamıştır…

   Günümüz Türk Sinemasında Nuri Bilge Ceylan,Zeki Demirkubuz,Semih Kaplanoğlu ve benzeri sinemacıların yaptıkları minimalist sinemanın ustası biziz,senin köyünü,kasabanı,seni senden daha iyi anlatırız,küçük burjuva aydın çelişkileri bizim orgazm alanımızdır,Tanpınar dan,Oğuz Atay dan gelen bu ironiyi biz kendi seçkinci meşrebimizle çok iyi görselleştiririz psikolojisindeki –BİÇİMDE NE OLDUM DELİSİ BİR SİNEMANIN– öncü ustalarından biridir BERTOLUCCİ.Yukarıda adını saydığım yönetmenler nasıl çöküşün estetiğini oluşturuyorlarsa,Bertolucci de önemli tarihsel süreçlere ilişkin toplumsal dinamiklerin macerasını FREUDYEN tahlillere boğup,dönemsel konsepte uygun alengirli bir cinsellikle BEAT KUŞAĞI seviciliği yapıyor.Fakat ne yazık ki bu entellektüel çakallığının arkasında ANTİ-KOMÜNİST kişiliğini gizleyemiyor.GODARD'la biraraya geldilerse bu oportünist tavrından dolayı çok fırça yemiştir eminim.

Saygılarımla
Eray Eliçora