Londra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Londra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2014 Cuma

Şark Vaatleri

   Gizemli ve karizmatik Rus Nikolai Luzhin, Doğu Avrupa kökenli, Londra’nın en acımasız ve tehlikeli ailesinin şoförü olarak çalışmaktadır. Aile, Vory V Zakone adlı bir suç örgütünün parçasıdır. Tüm çevrelerde saygın ve ulaşılmaz bir yere sahip olan Semyon’ın başını çektiği ve tüm servetin, ailesinden çok Nikolai’ye daha yakın olan zorba ve iki yüzlü oğlu Kirill tarafından kontrol altında tutulduğu, şehrin en lüks yerlerinden biri olarak kabul edilen, ancak kimsenin bilmediği vahşi ve zalim bir dünyaya hizmet eden Trans Sibirya kökenli bir restoran işletmektedirler…
Ancak Nikolai’nin bu güçlü çevre tarafından koruma altına alınmış yaşamı, Noel zamanı Kuzey Londra hastanesinde ebe olarak çalışan Anna Khitrova ile tanışmasıyla tamamen sarsılacaktır. Anna, doğum sırasında genç bir kızın ölümüne tanık olur ve bu olaydan çok etkilenir. Anna, tek başına kalan bebeğin diğer akrabalarını bulmaya kararlıdır. Bir yandan da, bebeğin annesinin tuttuğu günlüğe ulaşmıştır; ancak günlük Rusçadır ve Anna tek kelime Rusça bilmemektedir…

   Olayın izini sürmeye kararlı olan Anna’yı, annesi Helen desteklemektedir; fakat Rusya’da doğan amcası Stepan, Anna’yı böyle bir işe bulaşmaması konusunda uyarır. Aslında haklıdır da; günlük çözüldükçe ortaya çıkan manzara, hiç de iç açıcı değildir. Günlüğün her sayfasında, Vory örgütünün korkunç dünyasına tanık olacaktır…

Filmin Yönetmeni: David Cronenberg
Filmin Türü: Suç, Gizem, Gerilim
IMDB Puanı: 7,7
Yapım Yılı: 2007
Ülke: ABD, İngiltere, Kanada
Yayınlanan Tarih: 30 Kasım 2007
Senaryo yazarı: Steven Knight

Saygılarımla
Eray Eliçora


22 Ocak 2014 Çarşamba

Sabotaj

   Bay Verloc, karısı ve karısının küçük kardeşi ile birlikte Londra’da küçük bir sinema işletmektedir. Fakat Verloc’un ailesinden bile gizlediği bir sırrı vardır. Londra’da faaliyet gösteren ve insanlara dehşet yaşatan sabotaj örgütünün üyesidir. Teşkilatın peşinde olan Scotland Yard, sinemanın yanındaki dükkanda Verloc’u gözlemlemek için bir dedektif görevlendirir…
İzleyicisine hiçbir zaman onu sıkacak basit, sıradan bir öykü anlatmak istemeyen Hitchcock için Polonya asıllı İngiliz yazar Joseph Conrad’ın “Gizli Ajan” adlı klasik romanı mutlaka sinemaya uyarlanması gereken bir eserdi. Siyasi romanın en güzel örneklerinden birisi olan “Gizli Ajan” terör korkusuyla, gerilimle İngiliz mizahını harmanlıyor, okurunu güçlü ironisiyle etkiliyordu. Hitchcock’un da sinemada aradığı ve ustası olduğu şey gerilimle ironinin yan yana gelmesiydi. Bu nedenle romandaki karakterlere ve olay örgüsüne aynen sadık kalmak yerine “Sabotaj”daki bu ironiyi, kara mizahı yaratan atmosferi ve gerilimi yaratmaya çalıştı. Conrad’ın, Greenwich Gözlemevi’ni havaya uçurmayı düşünen Çar yanlısı provokatörlerinin yerine filmde amacı belirsiz bir komplo vardır. Öykünün zamanı ise Viktorya dönemi Lonra’sından günümüze kaydırılmıştır…

   Hitchcock büyük bir ustadır ama bu filmiyle Joseph Conrad’ın “Casus” adlı romanını resmen katletmiş. Roman çok daha derinlikli ve güzeldi. Bazı olay örgülerini değiştirmesine bir şey demiyorum ama değinemediği-yansıtamadığı bazı ana unsurlar var. Kadının küçük erkek kardeşine bağlılığı ve sevgisi örneğin. Verloc’la evliliği sırf bu nedenle yapmıştır ve bir bakıma kardeşi için yaşamaktadır. Bir anne de vardır romanda ve kendi isteği ile huzurevine giderken çocuğu da ablasına emanet etmiştir. Verloc, aşık olunası bir eş değil ama evini iyi kötü idare ettiren, karısının ailesine de bakan bir kocadır. Bunlar hiç yansıtılamamış. Anne karakteri zaten hiç yok.Ayrıca romanın sonu da tamamen değiştirilmiş. Hitchcock 2 trajediyi üst üste vermek istemeyerek bir nevi mutlu sona bağlanmış filmi. Ancak bu durum da romanın ve hikayenin ruhunu zedelemiş. Zaten Hithcock’un çifte trajedeli bir final yapması şaşırtıcı olurdu. Hatırladığım kadarıyla “Vertigo” haricinde trajik bir finali de yoktur Hitchcock’un.
Romanı okumamış izleyici bu eksiklikler nedeniyle hayal kırıklığına uğramaz elbette. Peki bu filmi beğenebilir mi? Mümkündür ama yine de Hitchcock filmleri arasında üst sıralara koymaz kimse. En azından bana öyle geliyor.

Saygılarımla
Eray Eliçora