sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2013 Cumartesi

Yakın Plan

       Ali Sabzian, İran’ın en önemli yönetmenlerinden biri olan Mohsen Makhmalbaf’ın hayranı olan bir sinemaseverdir. Mohsen Makhmalbaf’ın önce yazmış sonra da sinemaya uyarlamış olduğu eserlerden birini otobüs yolculuğu sırasında okurken diğer yolculardan birinin yoğun ilgisine maruz kalır. Kendisi de Makhmalbaf’ın büyük bir hayranı olan kadın, onun bir eserini okuyan birini görünce kayıtsız kalamamıştır. Kadının bu yoğun ilgisini farkeden Ali, kendisini Mohsen Makhmalbaf olarak tanıtır ve yeni filmi için çalışmalarını devam ettirdiğinden bahseder. İran’ın en zengin ve tanınmış ailelerinden birine mensup olan kadının yavaş yavaş ailesinin içine girerek kendi filmini yapmak için fırsat kollamaya çalışan Ali’nin bu yalanının ortaya çıkması çok uzun sürmeyecektir…
       İran’ın, minimalist tarzı ile adından ve sinemasından en çok söz ettiren yönetmenlerinden olan Abbas Kiarostami, yine kendi tarzında çok önemli bir çalışmaya imza atıyor. 1990 yapımı olan film, yönetmenin sinamatografisindeki en önemli çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor…
      
       Bu kadar sansür ve kısıtlamaya rağmen batı sinemasından daha doğal,yalın,kısa,az ve öz diyaloglarla meramını en iyi şekilde aşılamayı başarabilen İran sineması,doğu sanatı.İnsan istesin yeter ki!.Bazen engeller içinde motive olabilmek refah anındakinden daha iyi olabiliyor.Bunun en canlı örneğini Abbas Hocamızın filmlerinde bariz bir şekilde görüyoruz.Filmdeki esas oğlan bazen bir çoğumuzun yaşadığı kimlik bunalımı ve kısacık da başka bir kimliğe bürünmenin hezayanına kapılır ve ilk başlarda yaptığı bu role o kadar kendini kaptırır ki artık kimliğini çaldığı yönetmenin personasında kaybolur.O artık İran'ın tanınmış yönetmenlerinden Mohsen'dir.  


22 Eylül 2013 Pazar

Ölmesini Beklemek...

       Abbas Hocamızın باد ما را خواهد کرد (Rüzgar Bizi Götürecek) filminde bir yönetmenin film çekmeye çalışırken karşılaştığı sorunlardan bahsedilir.Film ekibi film çekmek üzere İran'ın bir dağ köyüne gelirler.O sıralarda ise köyün en yaşlı kadını ölmek üzeredir.Kadının ölmesini beklerken bir anda kendilerini köy yaşantısının içinde bulurlar.Yönetmen,çalan telefonuna bir türlü cevap veremez.Çünkü köyde telefon çekmemektedir ve telefonun çektiği tek yer olan tepeye doğru sürekli bir gidiş-geliş olur.Burada çukurun içerisinde define arayan bir adam vardır.Yönetmen,bu adamla iletişim kurmak istemesine rağmen adam çukurun içinden çıkmaz.
       Adamın define aradığı çukurdan dışarı çıkmaması izleyicide merak duygusu uyandırır ve iletişimsizliğe göndermede bulunur.Telefonun çekmemesi ise zaten bariz iletişimsizlik metaforudur.Bir tarafta bir insan can çekişirken,diğer tarafta ise idealleri için mücadele eden insanlar.Ölüm aslında bir gün hepimizi ummadığımız bir anda yakalayacaktır.Bu düşünce ve ölüme meydan okunuşun sembolüdür bu filmin çekim serüveni.Geride giderken anlamlı bir eser bırakmak.Film,azimle ve inanarak çalışıldığında insanın tüm zorlukların üstesinden gelebileceğinden bahseder.Rüzgar Bizi Götürecek film içinde film izleme sanatının sayısız örnekleri arasında olan bir Abbas Kiarostami filmi.Şiddetle izlenilmesi tavsiye olunur.


13 Eylül 2013 Cuma

Batman'mi?. Ingland Empire'mi?.

Batman:

    Uçuk bir maliyetle çekildiği,major oyuncusunun değiştiğine ve kim olacağına dair buram buram gizil reklam kokan haberleri,biçimsel olarak son derece göze hitap eden,teknolojinin nimetlerinden son safhasına kadar yararlanılan vs. bir film olduğunu biliyoruz.

YA İÇERİK ?...

Inland Empire :

   Mr. David Lynch'la tanışmama vesile olan izlemiş olduğum ilk filmi.Filmden kusarak kaçanlar da mutlaka vardır ve olacaktır da.Herkes her filmi sevemez zaten.O zaman film türleri olmazdı.Film;düşük bir bütçeyle,no name oyuncularla çekilmiş gizem dolu,metaforik açıdan son derece zengin bir kara film.Filmde teknolojinin yüzde 50 si kullanılmış olmasına rağmen göze hitap etttiği gibi aynı zamanda da insanı düşündüren eylemlere sevk etmektedir.Düşle-gerçek içi içe geçmiştir ve o kadar bütündür ki gerçeği bulabilme nefsiyatı insanı cinnet aşamasına getirebilir.

BİÇİM VE İÇERİK AÇISINDAN SON DERECE ZENGİN INLAND EMPİRE...

  * Bir filmde sadece sürrealizm ya da realizm izlemek şahsi fikrimdir ki beni sıkar,bana bir şey öğretmez ve beni bir düşünce formuna doğru yönlendirmez.O yüzden hep bu tarz filmlerden uzak durarım.Inland Empire sürrealist ve realist bir film olmakla birlikte düşündürür,eğlendirir,korkutur,güldürür ve öğretir.

TAVSİYE EDERİM...