soğuk savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soğuk savaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Şubat 2014 Pazar

"Bir-İki-Üç" İle "Billy Wilder" Sinemasına Giriş

   “Napolyon başaramadı, Hitler başaramadı ama Coca Cola başaracak”
Soğuk Savaş döneminde patronunun kızının Doğu Berlin’den bir komünist ile evlenmesi ile ortaya çıkan sorunları çözmeye çalışan bir Amerikalı adamın hikâyesi…

   Ferenc Molnár’ın bir oyunundan Billy Wilder ve I.A.L. Diamond tarafından senaryolaştırılan hikâye Wilder-Diamond iş birliğinin tipik örneklerinden biri olarak yeterince eğlendirici, komik ve hareketli. Hikâyenin ve genelde filmin politik tutumu ise tam bir Amerikan sineması örneği olarak pek çok klişeyi içinde barındıran ve “sol” ruhları epey rahatsız edecek unsurlara sahip oluşu ile dikkat çekiyor…

Yapım Yılı: 1961
Gösterim Tarih: 15 Aralık 1961
Senaryo: Ferenc Molnár, Billy Wilder, I.A.L. Diamond
Ülke: ABD
Filmin Süresi: 115 Dakika

Saygılarımla
Eray Eliçora


4 Aralık 2013 Çarşamba

"Topaz" İle "Alfred Hitchcock" Sinemasına Giriş

   Dünya, Soğuk Savaş’ın etkisindeyken kıdemli bir KGB üyesi Amerika’ya gönderilir. Gizli kimliğini açığa çıkarmayacak kadar işinin ehli olan kahramanımız, Amerika’nın ana konusu olan Fidel Castro ve Küba’da hiçbir Amerikan örgütünün kalmaması ve bir takım önemli evrakların yabancı ellere geçmiş olması ihtimali yüzünden harekete geçecektir…
Usta İngiliz yönetmen Alfred Hitchcock’un bilinmeyenlerinden biri olan “Topaz”, 1969 senesinde vizyona girdi. Leon Uris’in kitabından uyarlanan film, 4 Milyon Dolar gibi bir bütçeyle çekildi. Ne İngiliz, ne de Amerikan seyircisinden beklediği ilgiyi görebilen Hitchcock, filmde rol alması için anlaştığı, ancak çeşitli sebepler yüzünden birlikte çalışamadığı Paul Newman’a küsmüş ve bir daha aktörle çalışmamıştır…
Uluslararası sorunlar ve örgütler üzerinden klasik bir Hitchcock kurgusu olan film, Sovyetler’den Amerika’ya, oradan da Küba’ya giderek örtbas edilen mevzuları ortaya çıkarıyor…

   Karamsar, yalnız ve depresif bir çocukluk geçirdiğini, hiç arkadaşı olmadığını anlatır Hitchcock anılarında. Sanırım bu kuvvetli gözlem gücü ve ayrıntılara düşkünlüğü de o günlerden kalma diyebiliriz. Soğuk savaş dönemine kendisi de kayıtsız kalmamış bu filmi çekmiş; en az ilgi gören filmlerinden biridir diyebiliriz. Birbirini ve ülkesini satan casuslar, anlamsız çıkar ilişkileri ve Bondvari bir casusluk olsa da bir Hitchcock filmi sonuçta. Elbette paranın tek dönüşüm ve gelişim aracı kabul edildiği yeni dünya düzeninde bunlar normal şeyler. Küba hep kötüdür ve hep bugün dahil ambargo altındadır. Yine de sıradan bir casusluk filmidir gibi bir kanıya da varmak istemem. Sonuçta estetik göreceli bir kavram. Bu filmin siyasi göndermelerini bilinçli seyirciye ve en büyük yargıç olan zamana bırakalım gitsin.

Saygılarımla
Eray Eliçora