psikolojik gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikolojik gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2013 Pazartesi

Şüphenin Gölgesi

   Joseph Cotton, Philadelphia’dan Kaliforniya’ya ülkenin dört bir yanını dolaşıp, kanundan bir adım önde giden, yakışıklı ve çekici Charles amcayı canlandırıyor. Ama kısa süre içinde, başlangıçta hiçbir şeyin farkında olmayan adaşı, “Kuzen Genç Charlie” amcasının, Neşeli dul katili olduğundan kuşkulanmaya başlayacak ve aralarında ölümcül bir kedi-fare kovalamacısı başlayacaktır. Ama Hitckcock’un en sürükleyici psikolojik gerilim filmlerinden bir olan Shadow of a Doubt’ta, genç kuzen gerçeğe yaklaştıkça, psikopat katilin en sevdiği akrabasının ölümünü planlamaktan başka çaresi kalmaz…
Charlie amcanın, akrabalarını ziyaret etmek için sakin Santa Rosa kasabasına gelmesi, Hitckcock’un bu en ilginç ve gerilim dolu yolculuklarından biri olan filminin temelini oluşturur. Hitchcock’un kişisel olarak en çok beğendiği filmlerden biri olan Shadow of a Doubt, senaryoyu yazan, Amerikan oyun yazarı Thorton Wilder ile yapılan işbirliğinin sonucunda ortaya çıkmıştır. İki ustanın birlikte yarattığı bu çarpıcı psikolojik gerilim filmi için, Hitchcock kısaca “Cinayet ve şiddeti evlerimize, gerçekten ait oldukları yere geri getirdi.” demiştir…

   Hitchcock, 1972′de yayınlanan şovunda filmografisindeki en sevdiği filmin bu film olduğunu söylemiş. Gerçekten en iyi filmlerinden biri bence de. Teresa Wright (Küçük Charlie rolünde) müthiş bir oyuncu ve bu filme çok şey katmış...

Saygılarımla
Eray Eliçora


20 Aralık 2013 Cuma

Şüphe

   Eşinizin bir katil olduğundan şüphelenseniz, ne yapardınız? Usta yönetmen Alfred Hitchcock, Oscar ödüllü psikolojik gerilim filmi “Şüphe”de bu soruya yanıt arıyor…
Varlıklı bir ailenin tek varisi olan Lina, Johnny’ye aşık olunca ailesinin itirazıyla karşılaşır. Sorumsuz bir yaşam süren Johnny, gerçekten de genç kadınla sadece parası için ilgilenmektedir. Her şeye rağmen sevdiği adamla evlenen Lina, kısa bir süre sonra onun aslında bir yalancı ve hırsız olduğunu anlar. Üstelik kocasının katil olduğundan da şüphelenmektedir…
Yakın bir arkadaşlarının beklenmedik ölümüyle bu şüphe daha da artar. Çiftin arasındaki gerilim öyle bir noktaya varır ki Lina kocasının para için kendisini zehirlemeye çalıştığına inanır.

   Bu filmle ilgili bir iki küçük detay paylaşmak istiyorum.Johnie’nin elinde süt bardağı ile merdivenlerden çıkışı film dünyası açısından çok önemli bir sahneymiş.Hitchcock etkisinin artması için bardağın içine ışık koymuş.
Joan Fontaine bu rolü ile en iyi kadın Oscar'ını kazanmış.Her filminde oldugu gibi Hichcock kendisini bu kez,Lina’nın dedektif kitapları alıp dısarı cıkacagı sahnede posta kutusuna mektup atan kişi olarak gösteriyor.

Saygılarımla
Eray Eliçora